Kayıtlar

🌑 Karanlık, Bana Senden Kalan Miras

  Senden önce karanlıktan korkar, aydınlığı severdim. Aydınlığın huzur verdiğini sanırdım; meğer huzur, seninle gün aydınken yürüdüğüm, nefes alabildiğim o anlardaymış. Sen gidince her şey tersine döndü. Aydınlıktan korkar oldum, karanlığı sevdim. Çünkü her ışığı kapattığımda karanlık seni geri getiriyor. Sesini, gölgeni, hatıranı… Ve ben, bir daha seni kaybetmemek için kendimi karanlığa hapsettim. ✒️ Ferzan Maral

🌙 Kimsesizliğim

  Kanadı kırık bir kuş gibiyim. Uçmak istiyorum… Özgürlüğe doğru, göğün mavisine karışmak istiyorum. Soğuk bir günde kış gibiyim; her yeri bembeyaz eden sessiz bir yalnızlık gibi. Çocuklara neşe saçan, hem güldüren hem de ağlatan bir kar tanesi gibiyim. Uzaklara uzanan bir yolum ben; hasret çekenleri kavuşturan, gurbetin kapısını aralayan ince bir çizgi. Hayallere daldıran bir gül tanesiyim; kokusu umut, rengi hüzün… Varlığına alışılan bir dalım ben, kırılganlığıyla sevilip, sessizliğiyle unutulan. Meyveleri taşıyan bir ağaç kadar sabırlı, hayvanları saklayan bir orman kadar merhametliyim. Ve en çok da… sevdaların kazındığı bir cam tanesiyim; ışığa tutulunca parlayan, karanlıkta yalnızlığıyla çoğalan. ✒️ Ferzan Maral

🌑 Zaman Sizi Temizleyemez; Ben Kirinizi Yazıya Mühürlerim

  İyi insanları üzmeyin. Çünkü bir iyiliğin incindiğini gördüğüm an, sizin kaderiniz artık benim elimde olmaz— zamanın kara defterine yazılır. Ve o deftere düşen isimler, toprakla değil, kendi karanlığıyla gömülür. Benim kalemim bir silah değildir; ama karakterinizi tarihten silip, kötülüğünüzü sonsuzluğa mühürleyen bir mühürdür. Yüzyıllar geçse, adınız temizlenmez. Kötülük, insanın kendi gölgesini taşıyamadığı andır. Ve ben o gölgeyi, kelimelerin üzerine öyle çivilerim ki ışık bile sizden uzak durur. Kaçmaya çalışsanız bile zaman sizi arkanızdan takip eder. Çünkü zaman, iyi insanlara dokunanları affetmez; onları kendi ağırlığında ezer. Ben sadece bunu yazıya dökerim. Ben sustuğumda bile satırlar sessiz kalmaz; fısıldar, uyarır, ifşa eder. Kötülüğünüzü saklamaya çalışan her perdeyi yırtar atar. Geriye yalnızca gerçek yüzünüzün kemikleşmiş çıplaklığı kalır. Bu bir intikam değil, bir öfke değil, bir hiddet hiç değil. Bu, evrenin eski bir yasağıdı...

🌑 Rüzgâr Bile Adımı Fısıldayacak

  Bir gün… Elbet bir gün, ölüm benim de kapımı çalacak. Ve ben, herkes gibi toprağın altına değil, toprağın hafızasına bırakacağım kendimi. Ama bil ki sevgili… Nereye gidersen git, bir mezarın yanından geçersen rüzgâr bir an olsa sana fısıldayacak: “Onu hatırla…” Çünkü ben, o mezarlardaki ölüler gibi ölü olmayacağım. Bedenim toprağa karışacak belki, ama kelimelerim — benim gerçek nefesim — beni yaşamaya devam ettirecek. Eserlerim, mezar taşımı bile ölümsüzleştirecek. Ben sustuktan sonra bile sadakatim sayfalarımın arasında yürümeyi sürdürecek. Zaman seni de sınayacak, sevgili… Saçlarına ak düşecek, yürüyüşün ağırlaşacak. Ama bir gün eline benim bir kitabım geçtiğinde, bil ki o kitap yalnızca kâğıt ve mürekkep olmayacak; sana gönderilmiş bir ömürlük mektup olacak. Çürüyen beden değildir; çürüyen, unutulan sözlerdir. Benim sözlerim unutulmayacak. Çünkü ben mezara gömülmeyecek kadar diriyim— ölümü bile aşacak kadar kelimeyim. Bu yüzden, sevgili… Mezarım...

⭐ Kelimeleri Eşsizleştiren Kadın

  Onu tanımadan önce, kelime hazinemin yoksul olduğunu sanıyordum. Oysa meğerse fakir olan kelimelerim değil, onları yönlendiren kalbimin ışığıymış. Onu tanıdıktan sonra anladım ki, geçmişte eksik sandığım her kelime aslında yerli yerindeymiş. Ama yine de o, dilimin değil; ruhumun ufkunu genişletti. Çünkü o, bir insandan öte; Bir kitabın aydınlığı kadar yol gösterici, bir hakikatin ağırlığı kadar benzersizdi. Onu tanımak, kelimeleri çoğaltmaktan ziyade anlamı derinleştirmekti. Ve bazı insanlar vardır; onlar kelime hazineni büyütmez, seni kelimelerin bile ötesine taşır. — Ferzan Maral